İlk bölümü okumayanlar burdan okuyabilir. Diğerleri için kaldığım yerden devam ediyorum.

Hayatının şokunu yaşamış biz anne baba boynu bükük bir şekilde muayenehaneden çıkarken uzun bir süre kendimize gelemedik. Evlendiğimiz günden beri gözünde tek damla yaş görmediğim eşim gözleri dolu dolu, çaresiz bir şekilde arabada yanımda oturuyordu. Ben de ne düşüneceğimi, ne söyleyeceğimi bilmeden duyduklarımı sindirmeye çalışıyordum. Arabadaki tek mutlu kişi bir muayeneden daha kurtulmuş olmanın verdiği rahatlıkla kendi kendine mırıldanan ve herşeyden habersiz olan minik oğlumdu.

Doktorumuzun istediği tomografiyi bir an önce halledip net bir sonuç elde etmek istedim. Kafam karmakarışıktı ve bunu bir an önce düzeltmek, kendimi toparlamak istedim. Ne de olsa oturup ağlamanın kimseye bir faydası olmayacaktı. Güçlü olmam gerekiyordu, ancak öyle oğlum için en doğru kararları verebilirdim. Nitekim kendime çekidüzen verip gerekli randevuları aldım ve iki gün sonra tomografi çektirmek üzere beklemeye başladık.

Bu süre zarfında yakınlarımıza durumdan bahsettik. Çeşit çeşit tepkiler aldık tabi. Herkes önce şok oldu fakat arkasından ağlayanlar, aman üzülmeyin birşeycik olmazlar, sıkmayın canınızı rutin işler bunlarcılar, bir milyon soru soranlar ve sadece dinleyenler.
Bana tek iyi gelen dinleyenler oldu.

Kimine çok öfkelendim, kızdım, kalbim sıkışarak anlattım, fakat aslında herkesin iyi niyetli olduğunu bildiğim için kimseye bir şey çaktırmamaya çalıştım. Ama insan o psikolojiyle çok farklı duygular bir arada yaşıyormuş, başına geldikçe anlıyorsun. Hariçten gazel okumak gerçekten kolaymış. O anda kimse bana veya çocuğuma acımasın, fakat aynı zamanda çok kolay ve önemsiz bir şeymiş gibi de davranmasın istiyorsun. İkisi de çok acıtıyormuş, onu anladım. Hiçbir şey söylemeden seni sadece dinleyen biri olsun istiyor insan. Akıl vermeden, yorum yapmadan, sadece ve sadece dinleyen..

İki gün geçince tomografi çektirmek üzere sabahın köründe hastaneye gittik. Emir kesinlikle durmadığı için yeniden anestezi alması gerekiyor diye çok üzüldüm. Tam içeri girip hazırlık yapmaya başlamadan çok şeker bir hemşire gelip “anestezisiz niye denemiyoruz ki, tutarsınız çenesini, zaten 10 sn sürüyor” deyince öyle sevindim ki. Bir ihtimal olabilirdi, neden olmasın ki? Böylece babasıyla içeri girdiler. Ben dışarıda beklemek zorunds kaldım. Çok ağladı, çok direndi ama makinenin tak tak tak sesleri başlayınca bizimki şaşkınlıkla donalaldı ve hemencecik çekildi tomografisi.
Öyle mutluydum ki!

Sonuçlar yarım saat içinde çıkacaktı, ben de hastaneyken hemen hocaya gösterip gösteremeyeceğimizi sormak için 7 kat yukarıdaki asistanına merdivenlerden koşa koşa çıktım. Asansörü bekleyemeyecek kadar heyecanlıydım. Nefes nefese kaldığım için konuşamadım birkaç saniye. Tam bir deli gibi görünmüş olmalıyım kadıncağıza.
Biraz kendime geldiğimde sorularımı sordum, fakat doktorumuz sabahtan beri ameliyattaydı ve iki tane daha ameliyatı vardı. O gün göstermemiz imkansızdı. Bize ertesi hafta çarşambaya randevu verdi. Perşembe de amerikaya uçacaktı. Bu sefer panik oldum, ya araya birşey girip de o gitmeden göstermezsem? Hemen muayenehanesindeki sekreteri aradım ve pazartesi sadece film göstereceğimizi, o sebeple bizi araya alıp alamayacağını sordum. Doktorla konuşup bana dönüş yapacağını söyledi.
Bu arada eşim işteyken gidebilmeyi çok istedim. O kadar etkilenmişti ki ilk muayenede, iki gün işe gidemedi. Bir de onunla uğraşacak gücüm yoktu benim de. O yüzden keşke araya alsa da kendim gitsem derken pazartesi öğlen beklediğim telefon geldi. Karşıdaki ses bana müsaitsem hemen gelmemi söylüyordu. Uçarak ve de tek başıma gittim.

Büyük bir heyecanla filmleri verdim. O anda etraf dönmeye başladı, doktor filme bakıyor, ben ona. İçimden “hadi iyi birşey söyle” diye yalvarıyorum ama adamın yüzündeki ifade öyle demiyor.

Sonunda konuştu…”kafasının içinde çok fazla basınç var.” Halbuki benim duymak istediğim cümle “evet, kafa şekli farklı ama, sorun olmadan yaşamaya devam eder. Arada bir kontrole gelecek, o kadar…” idi.

Yine sarsıldım ama bu sefer güçlüydüm. Ne olacağını sordum, bir an önce ameliyat dedi. Kafatasının kaynayan bölümü açılıp genişlemesi sağlanmalıydı. Bunu iki aylıkken yapsaydık daha kolaydı ama şimdi de yapılabilir dedi.
Doktorun gözünün içine bakıp bana bütün detaylarını anlatmasını istedim. Hatta resim görmek istiyorum deyince bana şaşkınlıkla bakıp tamam dedi ve bana ameliyat resimlerini gösterdi.

Bütün detayları burdan paylaşmayacağım, bu tip şeyleri kaldırabilen var kaldıramayan var. Fakat ben ancak başımıza gelecek her şeyi bilirsem rahat olup kendimi buna hazırlaybilirdim. Sorularımla delik deşik ettim adamı ve sağolsun hepsini sabırla ve çok detaylı bir şekilde cevapladı.

Bu şekilde bırakırsak en kötü ne olabilir diye sordum en son. Baş ağrılarını vs bir kenara bırakıyorum, kör olabilir dedi. O anda kararımı verdim. Böyle bir riske girmem mümkün değildi. Ama eşime de durumu anlatmak zorundaydım tabi, bu beraber vermemiz gereken bir karardı.

Hemen aramadım, akşam eve gelmesini beklemek istedim. Yüzyüze konuşup onu daha da paniğe kapılmasını engelleyecektim kendimce ama öğleden sonra arayıp gelişme olup olmadığını sordu ve tabi ki her şeyi hemen duymak istedi. Özetleyip ameliyat olması gerektiğini söyleyince çok üzüldü. Fakat ben artık farklı düşünüyordum. İyi ki ameliyat şansımız vardı, ya gözleri kaymasaydı? Başka bir belirti olmadığı için anlamayabilirdik. Hamdolsun ki yüce rabbim bize bir uyarı verdi de bunca ihmale karşı çok geç kalmadan fark ettik. Bizim kadar şanslı olmayanlar da vardı.

Doktorumuzun Amerika dönüşü ilk müsait olduğu tarihi sorduk, 23 Nisan dediler..işte orda benim de gözlerim doldu. Oğlum diğer çocuklar gibi koşup eğlenip kutlayacağına ameliyatta olacaktı. Bunu düşündükçe hala boğazımda koca bir düğüm oluşuyor.

Sadece bir hafta kaldı. Bu arada tanıdık tanımadık bir sürü insandan o kadar güzel mesajlar aldım ki..hepsine burdan tekrar tekrar teşekkür ederim. Yalnız olmadığımızı, bunun sadece bizim başımıza gelmediğini, tam tersine aynı ameliyatı olup şu anda çok iyi olan bir sürü çocuk olduğunu öğrendik eş dosttan. Bu da gerçekten çok iyi geliyor. Özellikle bu ameliyatı yaptıran ailelerle konuşmak ve de yüzlerce insandan dua almak paha biçilemez.

23 Nisan..bundan sonra her sene şükrederek kutlayacağız seni. Ama bu sene çok zor bir günsün bizim için.

74 YORUMLAR

  1. Merhaba öncelikle çok geçmiş olsun, benim kuzenimin çocuğunda da vardı. Ameliyat oldu ve şimdi müthiş zeki, inanılmaz hızlı gelişen çok tatlı bir çocuk oldu maşaallah… Her şey biz insanlar için lütfen güçlü durun. Doğru diyorsun ya hiç anlamasaydınız:( Allah beterinden saklasın ve başka dert vermesin… Dualarım sizinle ve meleğinizle:(

    Sevgiler Gülenay…

  2. Merhaba öncelikle çok geçmiş olsun, benim kuzenimin çocuğunda da vardı. Ameliyat oldu ve şimdi müthiş zeki, inanılmaz hızlı gelişen çok tatlı bir çocuk oldu maşaallah… Her şey biz insanlar için lütfen güçlü durun. Doğru diyorsun ya hiç anlamasaydınız:( Allah beterinden saklasın ve başka dert vermesin… Dualarım sizinle ve meleğinizle:(

    Sevgiler Gülenay…