Nedir bu park teyzelerinden çektiğimiz, bir anlasam? Şahsen başıma gelmeyen kalmadı onlarla ve eminim birçoğumuzun başına geliyor bunlar. Şu neredeyse 8 yıllık annelik hayatımda neler duymadım ki?

İlkini hiç unutmam. Bir arkadaşımla 11 gün arayla Şubat’ta doğum yaptık. Doğurduğumuz gibi de bebeleri güzelce giydirip dışarı çıkıyorduk. Ben Almanya’da doğduğum için soğukta dışarıda olmaya çok alışkınım, e haliyle çocuklarımın da öyle olmasını istiyorum. Sonuçta soğuk hava yoktur, yanlış kıyafet vardır diye boşuna dememişler, değil mi?

Neyse, biz yan yana sohbet ede ede gezerken birdenbire bir çığlık duydum: ‘Aaaaaaaaaaaaaa, ne işi var el kadar bebelerin bu soğukta dışarıda? Delirdiniz mi siz??’ diye bağıran bir ses. Daha n’oluyor diyemeden devam etti: ‘Çabuk örtün şu zavallıları! (plastik, hava aldırmayan örtüleri kastediyor).

Lohusalığın verdiği hormonlarla kadına dönüp: ‘ yaw sana ne teyze, sana mı soracaktık ne zaman çıkaracağımızı? diye kükredim. Şimdi olsa ‘merak etmeyin, sıkı giydirdik‘ der, geçerdim. Ama o zaman diyemedim işte. Hem koskoca teyze olmuş, bir lohusayla dalaşılamayacağını öğrenememiş mi? Ben ne yapayım :)

Bir başka sefer iki çocukluyum ve iki arkadaşımla parktayım. Herkes tek bebesinin peşinde, ben 2.5 yaş Defne’si ve 6 aylık Emir’le birlikteyim. Emir’i bebek salıncağına koydum, hafifçe sallıyorum. Defne ise yanımızdaki kaydıraktan kayıyor. Emir hafif mayıştı sallanmanın etkisiyle ve kafasını salıncağın zincirine dayayıp sallanmaya devam ediyor. Arkadaşıma dedim ki, Emir’i biraz salla da ben Defne’yle ilgileneyim. Daha gider gitmez yan tarafta torununu sallayan bir teyzenin bana bakıp arkadaşıma bir şeyler söylediğini gördüm. Arkadaşım gülerek cevap verdi kadına. Ben de birkaç dakika sonra tekrar yanlarına döndüm. Arkadaşıma teyzenin ne dediğini sordum, o da boşuna sinirlenmemi istemediği için söylemeyeceğini söyledi. Israr edince, teyzenin arkamdan ‘bu ne biçim insan, annesi olamaz, bak çocuğun kafası demire değiyor, hiç umursamadan gitti bıraktı zavallı çocuğu, bakıcı mıdır nedir’ dediğini öğrendim. Arkadaşım da ‘ne olacak, acıtmıyor ki’..demiş.  Şimdi olsa yine güler geçerdim, fakat o zaman kadının yanına gidip: ‘manyak mısın nesin, seni ne ilgilendirir benim çocuğum, kendi torununla ilgilen’ diye kızdığımı hatırlıyorum. Artık nasıl söylediysem, kadın torununu aldığı gibi koşar adım parktan uzaklaştı.

Bir başka zaman kardeşimin üç çocuğu ve benim iki çocuğumla parktayız. Kardeşimin oğlu ve Defne parkta oynayan bir çocukla biraz dalaşmışlar. Çocuk bunların oyununu bozuyor diye birkaç kez uyarmışlar. Biz de çocuk kavgası diye hiç araya girmedik, yaşıtlardı. Birkaç dakika sonra bizimkiler koşa koşa kaçmaya başladılar ki normalde asla uzaklaşmazlar. Peşlerinden koşup ne olduğunu anlamaya çalışınca o çocuğun yanındaki yaşlı bir kadının onlara küfür ettiğini ve onları öldüreceğini söylediğini öğrendik. Var ya, nasıl sinirlendim anlatamam. Hangi teyze bu çabuk bana gösterin dedim. Biraz arayınca bulduk, fakat bu sefer hiçbir şey dememeye karar verdim. Çünkü gösterdikleri kişi yaklaşık 80-90 yaşlarındaydı. Hatta içimden güldüm, ne yalan söyleyeyim..Çocuklara çok yaşlı olduğunu ve çok yaşlı insanların bazen saçmalayabildiklerini söyledim. Şimdi kadına bir şey desem korkudan ölür gider, neme lazım, değil mi :)

Bunun gibi kaç olay yaşadık. Çocuklarıma bağıran ne büyük teyzeler, hatta amcalar gördü bu gözler. Kendi torunları mutlu olsun diye benim çocuklarımı mutsuz eden teyzeler ve amcalar. Her seferinde dedim ki, ‘çocuklara niye laf söylüyorsun, bir sorun varsa bana söyle!’ diye. Bana gelince kem, küm..Öyle demek istemedikmiş, yanlış anlamışmış.. Yemezler canım.. Neyse ki benimkiler artık tecrübeliler. Bir büyük onlara söylememesi gereken bir şey söylediğinde kendilerini savunacak hale geldiler ve gelip bana söylüyorlar. Ne demişler, her şerde bir hayır var :))

Bu arada daha sadece birkaç gün önce yaşadığımız bir olay vardı, onu da anlatmadan bu yazıyı bitiremeyeceğim. Parktaki büyük salıncakta kendi kendine oynayan oğlumu benim gözümün önünde kendi torununu oturtmak için omuzundan tutup resmen kenara itti. Yine nevrim döndü ama kadına sakince bunu neden yaptığını sordum. Kadın suçlu ya, deli gibi bağırmaya başladı. Yapmamış asla öyle bir şey! Ya dedim, dalga mı geçiyorsunuz, gözümün önünde yaptınız. Sonra diyalog böyle gelişti:

Teyze: ‘aaaa bu ne ya, çocuk için kavga mı edeceğiz? demez mi?

İç sesim: ‘Yok canım, ne kavgası, ben de zaten sen kafana göre itip kak çocuğu diye doğurdum! Manyak mıdır nedir..

Ben: Özür dileceğinize bir de bas bas bağırıyorsunuz!

Teyze: yüksek volümle bağırarak ‘Ay hayatta özür dilemem, ne dileyeceğim, aslaaaaaaa! Benim senin kadar kızım var, biliyor musun! Terbiyesiz, manyak!!!’

Ben: Yazık, sizin gibi bir annesi olduğu için üzüldüm ona, kim bilir nasıl büyüdü. Annesinin normal olmadığı apaçık ortada!

Sonra çocukları alıp devam ettim. Kadın hala deli gibi bağırıp küfür ediyordu. Çocukların daha fazlasını duymasını istemedim. Fakat şunu da ilave etmek istiyorum..Özellikle torunu küçük olan teyzelere veya çocukları küçük olan annelere bir çift sözüm var. Sizinki cansa, bizimki patlıcan değil. Sizin çocuğunuz/torununuz da bir süre sonra büyüyecek ve parkta eskisi kadar çok yavaş hareket etmeyecek. E haliyle hala çocuk olduğu için o da salıncakta sallanmak, kaydıraktan kaymak, hatta kaydırağa tersten çıkmak isteyecek ve bu sefer daha küçük bir çocuğun annesi sizin çocuğunuza kızıp bağıracak, hatta normal değilse belki itip kakacak. O yüzden sen sen ol, bütün çocuklara eşit davran. Bir sıkıntın varsa da gidip o çocuğun annesini bul, ona söyle. Yaptığın her şey mutlaka başına gelir, unutma!

 

 

HENÜZ YORUM YOK