Yine tükürdüğümü yaladım sayın seyirciler. Anne olmanın verdiği bir alışkanlık olsa gerek, o kadar çok başıma geldi ki…ve gelmeye devam ediyor!
Şimdiye kadar kreş/okul konularında çok net ve kesin konuştum. Benim için ilkokulda önemli olan okul değil, iyi öğretmendi. Dolayısıyla kreşte de aynı şey geçerliydi. Önceliklerim arasında eve yakın olması, temiz olması, öğretmenin sevecen ve ilgili olması, çocukların hava nasıl olursa olsun açık havada vakit geçirmesi ve yemeklerin düzgün olması vardı.
Bir de Almanca olursa, tadından yenmez diye düşünürdüm. Bu kriterlere tıpatıp uyan bir kreş buldum. Üstelik akşam yediye kadardı ve yaz tatili yoktu. Benim için biçilmiş kaftandı.
Ekimden beri Defne oraya gidiyor. İlk başta her şey iyi gözükse de zamanla çıkıyor ortaya birtakım şeyler. Önce yemek konusu dikkatimi çekti. Her gün bir sürü karbonhidrat yediriyorlar çocuklara. Yemek orada piştiği için kolaylarına ne geliyorsa onu yapıyorlar sanırım.
Sonra soğuk ve yağmurlu havalarda hiç dışarı çıkmadıklarını fark ettim ki bu özellikle sorduğum bir konuydu kayıt etmeden önce. Verdikleri cevap da zaten bunu hep yaptıklarını ve bunun çocuklar için çok önemli olduğuydu.
Defne’nin öğretmeni gerçekten dünya tatlısı bir kadın. Hatta kızımın okula alışmasındaki en büyük sebep o diyebilirim. Her gittiğimizde onu dünyanın en önemli kişisiymiş gibi karşılayan, hep çok anlayışlı ve sevecen davranan biri. En büyük artısı buydu fakat yarı yılda verdikleri psikolojik değerlendirme trajikomik olunca bütün fikrim değişti. Defne önümüzdeki yıl kesinlikle başka bir yuvaya gidecek!
Değerlendirmeye gelince, ilk olarak Defne’nin sadece üçe kadar sayabildiğini yazmışlar. Desteklenirse başarabilir diye bir not da düşmüşler. Bunu görünce şok oldum çünkü uzun zamandır hem Almanca, hem Türkçe, hem de İngilizce çok rahat 10’a kadar sayabiliyor. Bununla birlikte yükseğe tırmanamadığını ve yüksek bir yerden atlayamadığını yazmışlar. Bunun üzerine on dört aylıkken arkadaşıyla beraber koltuğun üstüne tırmanıp oradan da pencere kenarına çıkıp yere atladıkları video’yu yollasam mı yollamasam mı diye düşünmedim değil!
Bir yerde içine kapanık(!) olduğunu yazıp, bir sonraki sayfada sınıfın lideri olduğunu ve herkesi yönettiğini yazmışlar. Ama en komiği şuydu : Tek ayak üstünde zıplayamıyor, desteklenirse başarılı olabilir. Bunu ona hiç yaptırmamıştım gerçekten. Denediğimizde de gerçekten yapamadı. Ben de okula not yazdım. Bu madde haricinde hiçbirinin doğru olmadığını, sayabildiğini, tırmanıp atlayabildiğini ve hiç de içine kapanık olmadığını, fakat gerçekten de tek ayak üstünde zıplayamadığını yazdım. İki buçuk yaşında bir çocuktan bunu zaten beklemediğimi, fakat gelişimi için çok önemliyse bunun üzerinde duracağımı da ekledim. Cevap ne gelse beğenirsiniz? – Önemli değil, zaten bu yaş grubundan beklediğimiz bir hareket de değil.
Peki bunu bana neden yazıyorsun not olarak diye sormazlar mı?
Ya çocuğumun neler yapabildiğini çözememişler, ya da yapabildiği şeyleri onlara göstermeyecek kadar açamamışlar onu. İki durumda da benim için burası bitmiştir.

Yaşayarak öğrendim ki, kreş de olsa, kurumsal bir yer seçmek çok daha mantıklı. Sizin kreş tecrübeniz varsa, paylaşır mısınız?

5 YORUMLAR

  1. İşte klasik “resmi” eğitim sistemine böyle giriş yapılıyor.
    O karneyi kim hazırlıyor? Eğer öğretmeni hazırlıyorsa, kızınızı göndermeyin o okula. Çünkü demek ki sizin yanınızda ilgili görünüp, çocukla slında kesinlikle ilgilenmiyor ki neler yapıp yapamadığından haberi yok.
    Yok eğer öğretmeni değil de başka biri hazırlıyorsa, hiç kafayı takmayın. Çünkü önemli olan gerçekten de öğretmendir.

    Benim kendimden yuva deneyimim var. 2,5 yaşında mahalle arasında bir yuvaya gittim. 33 yaşındayım hala okuldan kurtaramadım yakamı :) (doktora öğrencisiyim). Bir okulda önce ne önemli derseniz: Kesinlikle ilgili ve bilgili ve hali tavrıyla da çocuğa örnek olabilecek bir öğretmen.

  2. Ben kızımı 1,5 yaşındayken yuvaya vermiştim. Evdeki türkmen bakıcının memleketine dönmesi gerekmişti ve yerine birisini bulmaktansa tavsiye edilen bir yuvaya göndermeyi tercih ettim. Çünkü kızım sosyal ve hareketli bir çocuktu, yazın devamlı bahçede, komşularda, parkta gayet güzel vakit geçiriyordu ama eylül'den sonra eve kapanınca ne olacak diye düşünmeye başlamıştım. Bu yüzden de hiç düşünmeden hem sitemizden bir komşunun hem de çalıştığım kurumdan yakın bir arkadaşımın çocuklarının iki sene boyunca gittiği ve tavsiye ettiği bir yuvaya verdim. Bence yuvanın iyisi, güzeli biraz da sizin dediğiniz gibi bizlerin kıstaslarına uyanlardır. Yani benim için iyi yuva; bana benzeyen, benim gibi düşünen insanlar tarafından tavsiye edilen, bahçesi olan, evime yakın olan, ilgili, bilgili, tecrübeli öğretmenleri, pedagogu, müdürü, idarecisi olan yerdir diye düşündüm. Ayrıca kendim getirip götürdüğüm için ve evde artık bakıcı olmadığı için işten çıkış saatime de uyması gerekiyordu ve ayrıca yazın da açık olması lazımdı. Ben Allah'a şükürler olsun ki bu kıstasları sağlayan bir yer buldum ve kızımı 2 sene buraya gönderdim. Hoşuma gitmeyen ufak tefek şeyler tabii ki oldu ama demin de yazdığım gibi önemli olan önceliklerime uyması, kızımın orada mutlu olması ve severek gitmesiydi. Fakat kızım geçtiğimiz eylül ayında 3,5 yaşını bitirince artık daha kurumsal bir yere göndermeli miyim diye sağa sola sormaya başladım ve herkesten evet cevabını aldım. Yine çok yakınımızdaki, yine tavsiye edilen ve haftada 8 saat ingilizce eğitimi verilen bir okulun anaokulunu tercih ettim.
    Bence çocuk ilk defa yuvaya gidecekse hangi yaşta olursa olsun, tavsiye edilen ve beklentilerimi çoğunu karşılayan küçük bir yuvaya gitmeli, ondan sonra kurumsal bir okul tercih edilmeli diyorum.
    Çünkü küçük yuvalarda öğretmenleri çocuklarla daha yakından ilgilenebiliyor ve yeri geldiğinde anne şefkati bile gösterebiliyorlar.
    Ama okullarda böyle değil. 3 yaş da bittiği için bazı sorumluluklarını kendisi yerine getirsin diye düşünüyorlar. Haklılar bence ama yine de bu bir alışma döneminden sonra olmalı.
    Bol karbonhidrat konusuna gelince. kızımın ilk gittiği yuvanın sahibi size yemek listesi vereceğiz, ayrıca günlük olarak size vereceğimiz kağıtta da kızınızın gün içinde neler yaptığını, tuvalet, uyku, yemek ile ilgili notları bulacaksınız demişti. Yemek listesini ve hangi yemekleri yediğini görürseniz, siz de akşam evde günlük olarak hangi besin grubu eksik kalmışsa onu tamamlayabilirsiniz demişti. Bizim yuvamızda sizin ki gibi çok fazla karbonhidrat ağırlı değildi ama protein daha çok bitkisel ağırlıklıydı, bunu listeden gördüğüm için de ben de daha çok akşamları hayvansal proteine ağırlık veriyordum.
    Biraz uzunca yazdım ama yuva seçimi gerçekten çok önemli bir konu, çocuğumuzun aile ortamından sonra uzun süreli gördüğü ve eğitiminin temellerinin atıldığı en önemli yerlerden biri.
    Hiçbir yuva veya kurumsal anaokulları biz annelerin tam olarak istediklerini karşılayamaz:)
    Önemli olan istediğimiz şeylerin ve beklentilerimizin çoğunu karşılayabilecek bir yer…
    Sevgilerimle

  3. Evet, ben de yıl sonuna kadar şimdi gittiği yerde bırakacağım sanırım. Önümüzdeki sene neredeyse dört yaşında olacak ve kurumsal bir yer daha doğru görünüyor.
    Buradaki öğretmenini gerçekten çok seviyor, devam etmesine karar vermemdeki en büyük sebep o.

    Paylaşımın için teşekkürler, sevgiler :)