Kaygı, kaygı, kaygı…Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar kaygılı olduğumu hatırlamıyorum. Bunun sebebi yaş almak mı, anne olmak mı, yoksa ikisi birden mi, bilemiyorum. Dünya hep böyle miydi, o zamanlar da her gün haberlerde sadece kötü haber mi vardı, yoksa biz mi büyüdük de ancak farkına varıyoruz?

Geriye dönüp baktığımda Almanya’da geçen çocukluğumla ilgili hep güzel anılarım var. Bazen annemlerin televizyonda gördükleri birtakım şeyler yüzünden çok endişeli göründüklerini hayal meyal hatırlıyorum, fakat bu çok nadir olurdu. Belki de beynim hatırlamak istemediği için arka plana atıyor, bilemiyorum..Hoş Almanya’da olay olmuyor mu sanıyorsunuz? Bal gibi de oluyor..En başta baba gibi ırkçılık var..Hep kızdık, tü kaka dedik ırkçılık yapanlara. Şimdi devran döndü, ırkçılığın alasını biz yapıyoruz. Suriyelilere, ülkemizdeki azınlıklara, bizim gibi olmayanlara, hatta gördünüz mü bilmiyorum ama, Müslüman değiller diye Gaziantep’te Japon turistleri kovaladılar dün..Gitgide beter oluyor her şey. Öte yandan Avrupa’nın elleriyle beslediği terör örgütleri artık sadece bizim topraklarda değil, kendi topraklarında da dehşet saçıyor.. Nereye gitsen kendini güvende hissetmiyorsun. Gidelim, yurt dışına yerleşelim fikri de artık mantıklı gelmiyor birçok insana. Hal böyle olunca, kaygı seviyesi tavan yapmış durumda. Çocuklar için en güvenli yer neresi? Bütün bunlardan uzakta nasıl büyütürüz diye düşünürken, pat önüne Suriye’de enkazın altından çıkarılan 5 yaşındaki Omran çıkıyor. Her tarafı kan, toz, toprak içinde küçücük bir çocuk. Oğlumla yaşıt..Ne olduğunu anlamamış, şaşkın gözlerle etrafına bakıyor. Kim bilir kaç tane çocuk var Omran gibi..Hayatı daha minicikken elinden alınmış yüzlerce, belki de binlerce çocuk. Omran nasıl iyi olacak ki bundan sonra? Elimden bir şeyin gelmemesi canımı çok sıkıyor.

O küçücük Omran beni bitirdi resmen, fena dağıldım. Onu gördüğümden beri günlük koşuşturmada düşünmediğim şeyleri düşünüp duruyorum..Biz kimiz, neyiz, neyi paylaşamıyoruz..Bu minicik beden neyin bedelini ödüyordu? Düşünüyorum, düşünüyorum, çıkamıyorum işin içinden. Bu kadar insan neyin bedelini ödüyor? Bu nasıl bir pislik? Ben evimdeki karıncayı öldürürken bile vicdan azabı çekerken, insanlar menfaat uğruna nasıl bu kadar rahat öldürülüyor? Hayatımız resmen pamuk ipliğine bağlı. Bir yerde bütün düşüncelerden uzak eğlenirken, birden patlayan bir bomba ile hayatın alt üst olabiliyor. Artık eski sen olamıyorsun. Bu kadar basit.

Bu topraklarda yüzyıllardır kan akıtılıyor..Ve görünen o ki, bu bitmeyecek..Geçenlerde Twitter’da biri ”Uzaylılar gelse, beni buralardan götürün diye yalvaracağım resmen” gibilerinden bir şey yazdı. Keşke gelseler de bütün masum ve iyi niyetli insanları alıp götürseler kimsenin ulaşamayacağı bir yere. Kalanlar da ne halleri varsa görür..

HENÜZ YORUM YOK