Bu aralar iki veya ikinci (hatta üçüncü) çocuk fikri dolaşıyor internet anneleri arasında. Çoğunun ilk bebesi büyümüş, artık belli bir düzene girmiş, dolayısıyla annelik hormonları tekrar tavan yapmış durumda. Bu yüzden bizim evde bir günün nasıl geçtiğini anlatmaya karar verdim.

Aslında önce geceyi anlatmak lazım. Gece 00.00’dan sabah 7.00’ye kadar şanslıysam üç, değilsem altı-yedi defa kalkıp emziriyorum veya ağlayarak uyanan Defne’yi sakinleştirip tekrar uyutuyorum. Şimdiye kadar sadece iki defa kalktığım bir gece oldu. Bir daha da olmadı.
En geç sabah 7.00’de Emir kalkıyor. Bir iki saat oynadıktan sonra 8.30-9.00 gibi tekrar uykusu geliyor. Babamız da tam bu saatlerde işe gitmiş oluyor. Defne de 8.00-8.30 gibi uyanıyor. Yani Emir’in tekrar uyumak istediği saatte. Defne uyanır uyanmaz kahvaltı etmek isteyen çocuklardan. Ya kaşarlı yumurta ya da bir kase corn flakes yiyor. Emir uyumak için ağlarken Defne’nin kahvaltısını hazırlamaya çalışıyorum. O arada Emir iyice çıldırmaya başlıyor.
Defne’yi kahvaltısıyla baş başa bırakıp Emir’i uyutmaya gidiyorum. Eğer şanslıysam, 10-15 dakika içinde uyuyor. Değilsem, bu süre bir saate kadar uzuyor ve içeride tek başına sıkılan Defne odaya gelip duruyor ve bu sürecin daha da uzamasına neden oluyor. Sonunda televizyon imdadıma yetişiyor ve sonunda Emir’i uyutuyorum.
Emir uyurken Defne’nin kahvaltısını bitirmesine yardım ediyorum ve ben de hızlıca bir şeyler atıştırmaya çalışıyorum. Bu arada uzun uzun kahvaltı etmenin ne demek olduğunu unuttum tabi.
Arkasından beraber ya kitap okuyoruz ya da istediği herhangi başka bir faaliyet yapıyoruz. Emir uyanınca Defne’nin kreşe gitme saati geliyor. Giymek istediği kıyafetleri seçip giyiniyor, dişlerini fırçalıyor ve kreşteki güne göre çantasına oyuncak, kitap ya da sürpriz koyup yola koyuluyoruz. Emir de bizimle geliyor. Defne’yi okula bırakıp Emir’le güne devam ediyoruz.

Varsa dışarıdaki işlerimizi hallediyoruz, yoksa eve dönüyoruz. Ablasının yokluğundan istifade Emir Defne’nin eşyalarını kurcalayıp karıştırıyor. En sevdiği yer Defne’nin çalışma masası. Ne var ne yok döküyor. Ortalama günde yirmi defa eşyaları topluyorum. Ama bu da gelişiminin bir parçası. Her ne kadar yorucu olsa da eşyaları kaldırmıyorum. Saat 14.00 civarı tekrar uykusu geliyor beyefendinin. Yine on beş dakika ile bir saat arası uyutma faslı ve arkasından akşam yemeği için hazırlık. Emir uyanana kadar en hızlı şekilde hazırlamaya çalışıyorum yemeği. Şanslıysam sabah gazetesini yarım yamalak okuyabiliyorum, değilsem o da yok. Bu arada Emir yine uyanmış oluyor. Beraber oyun oynayıp Defne’nin okuldan gelmesini bekliyoruz.

Şimdiye kadar anlattığım bütün koşturmanın yorgunluğu ikisinin kavuşma anında bitiyor. Öyle güzel sarılıyorlar ki birbirlerini görünce..Çok özlemiş oluyorlar ve öpüşüp koklaştıktan sonra beni bırakıp beraber bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Hem de Emir daha küçücük olduğu halde.

İşte o noktada “oh, iyi ki ikinciyi yapmışım” diyorum!

Siz hala bekliyor musunuz?

12 YORUMLAR

  1. benim de var iki tane. 2 ve 4,5 yaşlarında.bizim de günümüz hemen hemen aynı… üstelik benimkilerin ikisi de erkek. ev erkek yurdu gibi anlayacağınız. bende yurdun herşeyiyim. müdüresi, hizmetlisi, aşçısı, psikoloğu, öğretmeni, vs vs… ve eğer sadece bana kalsa (yani babamız karşı çıkmasa) şimdi hemen 3. çocuğu doğururum…

  2. Kalabalık ailede büyüdum ben de. Tam dört kız kardeşiz. O yüzden ben de hep dört çocuk isterdim ama sanırım şimdi iki tane kâfi :))
    Allah gönlüne göre versin! Olursa da kız olsun o zaman, değil mi :D