Yine Ankara, yine canlı bomba, yine dehşet, yine bir sürü ölü ve yaralı var. Üç gün ekranları karartıp yas tutacağız, bunu yapanlara lanet edeceğiz ve sonra hayat devam ediyor diyerek kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Bana o kadar anlamsız geliyor ki..Ekranı karartmak hoş güzel de, kime ne fayda? Karşındaki kalbini kararttıktan sonra elden ne gelir? Amaç korkutmaksa, çok güzel başardılar. Korkuyorum!

Çocuklarım için, eşim dostum için, kendim için, hatta hiç tanımadığım o sokakta karşılaştığım masum insanlar için korkuyorum! Bugün işlek bir caddede bir bankanın ATM’sinin önünde para çekmek için sıra beklerken aklıma binbir şey geldi. Acaba buradan geçen biri kendini patlatır mı? Önümdeki adam sanki fazla sağa sola bakıyor, şüpheli davranıyor, acaba hızlı adımlarla uzaklaşsam mı? Otobüse binmeyi bırak, yanından geçerken bile tedirgin oluyorum. İstanbul’un en kalabalık, en işlek caddelerinden birinde oturuyorum, burada da bomba patlatacaklar mı?

Bu şekilde düşünen tek kişi olmadığımı biliyorum, milletçe resmen paranoyak olduk ve buna kim sebep olduysa, Allahından bin beterini bulsun inşallah demekten başka yapabileceğim bir şey yok.

Öyle bir haldeyim ki, çocukları okula zor bırakıyorum. Evde duramayan ben, evden çıkmayalım, tek güvenli yer burası modundayım. Fakat biliyorum ki, hayat böyle geçmez. Silkelenip toparlanmam gerek. Kendim için, ailem için..

Çocuklarım paranoyak yetişsin istemiyorum. Bu nedenle onların yanında haberleri kesinlikle dinlemiyorum fakat o son patlamanın haberini aldığımda olayın şokuyla Emir’in yanında yanlışlıkla ‘otobüs patlatmışlar’ dedim. Öyle tedirgin oldu ki yavrum, neden patlattıklarını sorup çok korktuğunu söyledi. Hemen lafı çevirdim, ‘yanlış söyledim, hiç otobüs patlatılır mı!’ diye..Öyle bir patlatıyorlar ki oğlum, oradan geçen onlarca kişi ölüyor, yüzlerce kişi de yaralanıyor. Öyle bir patlatıyorlar ki yavrum, bir ülkenin içi kan ağlıyor.. diyemedim.

* görsel Gc Meyers’tan alıntıdır

 

 

HENÜZ YORUM YOK