Eskişehir’den sonraki durağımız Kapadokya olacaktı fakat biz küçük bir ara durak ekledik-Anıtkabir.

Çocuklar bana sürekli Atatürk’ün mezarının nerede olduğunu, nasıl olduğunu, ne zaman gideceğimizi sorunca, işte tam zamanı dedik ve Ankara’ya doğru yola çıktık.

Ben de en son lisedeyken okul gezisiyle gittiğim için, tekrar gidip görmek istedim. Eskişehir’den Ankara’ya arabayla yaklaşık 2.5 saatte gittik. Hızlı trenle çok daha hızlı gidiliyor

fakat biz buradan başka yerlere devam edeceğimiz için arabayla gitmeyi tercih ettik.

Çocuklar yol boyunca çok heyecanlılardı. Fakat rahat rahat gezebilmek için önce karnımızı doyuralım dedik. Bunca yıllık annelik tecrübesiyle ‘aç çocuk rahat gezmez’ i çok iyi öğrendik ne de olsa :)

Karnımız doyunca beş dakika mesafedeki Anıtkabir’e gittik. Arabayla girişte arabadan inerek güvenlikten geçiyorsunuz. Yanımızda silah olup olmadığını sorduklarında arabadaki çocuklara bakıp gülümsedim. Güvenlik görevlisi de ‘bombalar arka koltukta, anlaşıldı’ deyince hep beraber güldük.

Ruhsatınızı orada bırakıp dönüşte alıyorsunuz. Fakat arabayla Anıtkabir’in önüne kadar gelebiliyorsunuz. Hemen aslanlı yolun yanındaki park yerine park edip çıktık.

aslanlı yol

Sağlı sollu heykeller ve kocaman aslanlar çocukların ilgisini çok çekti. Buradaki bütün heykellerin, taşların bir anlamı varmış. Aslanlı yolun taşları, Ata’nın huzuruna çıkanların ”başının öne eğik” olması için 5 santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiş.


Aslanlı Yol’daki 24 aslan heykeli ”24 Oğuz Boyunu”, aslanların çift olması ”birlik ve bütünlüğü”, kedi gibi yatmaları ise ”barışseverliği” temsil ediyormuş.

Bu arada askerlerin nöbet değişimine denk gelmemiz isabet oldu. Sanki tek kişiymiş gibi ahenkle adım atmaları çocukların ilgisini çok çekti.

Aslanlı yol bitince Atatürk’ün kabrinin olduğu heybetli binanın avlusuna geliyorsunuz. Burada yağmur yağmaya başlasa da, bir hatıra fotoğrafı çekmeden içeri girmemiz düşünülemezdi :)
İçeriye girmeden sağda ve solda hareketsiz duran askerler var. İstanbul’da Dolmabahçe’nin önünde de o şekilde duruyorlar ya, nasıl bu kadar hareketsiz kalabiliyorlar bilmiyorum. Arada gözlerini kapatıp açmasalar heykel sanarım resmen. Çocuklar da çok şaşırdılar. Hatta çektiğim bu fotoğrafta Emir’in bakışı her şeyi anlatmıyor mu? Resmen ‘anne bu gerçek mi?’ diye bakmamış mı?

 
İçeri girdiğimizde ise hepimiz çok duygulandık. Dünyanın en büyük liderlerinden birinin huzurundaydık. Defne Atatürk’e dua etmek istedi. Emir’e de okulda öğrendiklerini anlattı.     

 Bu yaş grubunda çocukla Anıtkabir çok heyecanlı geçiyor, benden söylemesi. İnanılmaz keyif aldılar, biz de çok mutlu olduk. Aslında bir müze de var orada gezilecek, fakat Kapadokya’ya doğru gitmemiz gerektiği için bu sefer gezemedik. Bir sonraki gelişimizde inşallah diyip yolumuza devam ettik. 

 

 

 

 

HENÜZ YORUM YOK