Perşembe, Nisan 27, 2017
Sanırım Emir'in Skafosefali hikayesini yazmak şimdiye kadar yaptığım en iyi şeylerden biri oldu. Kendimden hatırlıyorum, bizim zamanımızda hemen hemen hiç Türkçe kaynak yoktu. Olanlar da tamamen tıbbi makaleler idi. Bunları okurken sadece Skafosefali'nin ne olduğunu ve ameliyat şeklini öğrenebildim....
Bu sene yazın bitmesiyle hastalıkların bizim eve uğraması bir oldu. Önce sene sıkça duyduğum iki gün ateşten sonra öksürüklü bir gribi atlattık. Hadi bundan da yırttık derken, dün Emir'i okuldan almaya gittim ve rengini hiç beğenmedim. Hatta annem de...
Resmen gafil avlandım bu sene. Yaşasın, artık okullar açılıyor, benim tatilim başlıyor bu sene diye diye kendime nazar değdirdim sanırım. Okula başladıkları gibi ikisi de hasta oldu. Burada içimden "gözü kalanın gözü çıksın" demek gelse de yapacak bir şey...
Yaklaşık iki hafta önce acaip bir şey oldu. Zaten dil pabuç olan Defne iyice umursamaz, laf dinlemez bir hale geldi. Aynı şeyi bana on defa tekrarlatıyor, ona rağmen umursamadan dönüp gidiyordu. Bu hallerine önce çok  şaşırdım, hatta kendi kendime...
Karşılaştığım herkes istisnasız Emir' in nasıl olduğunu soruyor. Ameliyatının üzerinden tam beş ay geçti. Beş koca ay! Sanki zamanla her şey flulaşıyor kafamda. Sanki altı saat boyunca boğazımda yumruk, göğsümde taş, kalbimde kocaman bir acıyla bekleyen ben değilmişim gibi...